Allah, Evren ve İnsan Üzerine

Big Bang’in Kritik Ayarı

Yazan: Emre Dorman

Patlama denildiğinde aklımıza ilk gelen ortaya çıkardığı düzensizlik, zarar ve yıkımdır. Ancak evrene şu an mevcut şeklini veren ve potansiyelinde yaratılan herşeyi barındıran evrenin tek bir noktadan başlayan macerası insanı hayrete düşürecek ve Allah’ın kudretine şahit kılacak bir mükemmelliğe ve hassasiyete sahiptir. Gerek patlamanın şiddetindeki hassasiyet gerekse patlama ile birlikte evrende başlayan ve şu an halen devam eden genişlemenin hassasiyeti olmazsa olmaz bir kritik ayarda düzenlenmiştir.

Stephen Hawking bu durumu şu şekilde açıklamaktadır: Evren, niçin çöken modellerde sonsuza dek genişleyen modelleri ayıran kritik hıza çok yakın bir hızla genişlemeye başladı, öyle ki şimdi, on milyar yıl sonra bile, hala kritik hıza yakın bir hızla genişlemekte. Big Bang’ten bir saniye sonraki genişleme hızı, yalnızca yüz bin milyarda bir oranında az olsaydı bile, evren daha bugünkü büyüklüğüne erişmeden çökmüş olurdu. (Devamını Oku)

Niçin Herşey Bu Kadar Güzel

Yazan: Ümit Şimşek

Eğer yumurtadan henüz çıkmış bir civcive dikkat edecek olursanız, ilk olarak sizi etkileyecek şey ne onun işitmesi, ne görmesi, ne tüyleri, ne sesidir. Adını ister koyun, ister koymayın, o varlığın bütününde ortaya çıkan bir sevimlilik, bir tatlılık, bir sıcaklık vardır ki, görenleri büyüleyiverir. Onu avucunuza almak, tutmak, okşamak, sıkmak, öpmek istersiniz. Hattâ bütün bunları yapsanız, yine tatmin olmazsınız. Bir küçük civciv, kalbinizden ve ruhunuzun derinliklerinden pek çok şeyi peşi sıra sürükler, yine de daha fazlasını ister. Nedir o sizi bütün varlığınızla büyüleyen, kalbinizi ardından sürükleyen şey? Nasıl birşeydir o sıcaklık? Az öncesine kadar hiç görmediğiniz, bilmediğiniz bir küçücük can parçasıyla görür görmez sizi tanıştırıp kaynaştıran nedir?

Başlangıcıyla omletlik bir yumurta sarısı, sonu itibarıyla bir dünya dolusu muhabbet-eğer o şeyin maddesini soruyorsanız.

Eğer o mektubun anlamını soruyorsanız, bir çağrı.

O dile gelen bir güzelliktir, kaynağını anlatır. O cisme bürünmüş bir sevgidir, kaynağına çağırır. O tepeden tırnağa bir şefkattir, bir dünyayı anlatır.

Eğer herşeyi bütün incelikleriyle bilen, herşeyi bildiğini size bildirecekse, bunun sayısız yolları vardır. Niçin civciv gibi mâsum ve muhteşem bir güzelliği seçsin? (Devamını Oku)

Bilim Kisvesi Altında Materyalist Felsefeyi Öğretmek

Yazan: Emre Dorman

Discovery Institute’da kıdemli bir biyolog olan Dr. Jonathan Wells, bilimsel bir gerçek gibi gösterilmeye çalışılıp eğitim sistemine yerleştirilmiş evrim teorisinin, bilim kisvesi altında materyalist felsefeye nasıl hizmet ettiğini Evrimin İkonları isimli kitabında şu şekilde anlatmaktadır :

“Felsefi görüşlere sahip olmanın yanlış bir yanı yoktur. Herkesin doğru veya yanlış felsefi bir görüşü vardır. Öte yandan, halk eğitiminde, felsefenin açıkça tanımlanması ve bilim kisvesi altında sunulmaması gerekir. Kuşkusuz, insan doğasına ilişkin hiçbir felsefi görüş, Newtoncu fizik veya Mendel genetiğiyle eşit değerde bir düşünce olarak ele alınmamalıdır. Ne var ki Amerikan halk okulları biyoloji sınıfları tam da bunu yapmaktadır. Evrimin tasarlanmamış olduğunu ve bunun sonucu olarak insan varlığının salt bir tesadüf olduğunu savunan doktrin, deneysel bilimden ziyade, materyalist felsefeden kaynaklanmaktadır. Açıkçası, biyoloji öğrencilerine materyalist felsefe, deneysel bilim kisvesi altında öğretilmektedir. Materyalist felsefe bağlamında ne düşünülürse düşünülsün, kuşkusuz o, kanıttan çıkarsama yapmak yerine, kendisini zorla kanıta kabul ettirecektir. Her ne kadar işin içinde bilimsel meseleler varsa da, gerçekte özü mittir.”

Kaynak: Jonathan Wells, Evrimin İkonları, Gelenek Yayıncılık, İstanbul 2003.

Bir Proteinin Hikayesi

Vücudumuzdaki, gamet ve kan hücreleri hariç bütün hücreler geçen her saniyede yaklaşık iki bin protein üretmektedir. Bir protein, üç yüz ila bin adet arsı amino asitin kombinasyonundan meydana gelir. Yetişkin bir insanın vücudunda ise yaklaşık yetmiş beş trilyon hücre bulunur. Günün her saatinin her saniyesinde vücudumuz 150.000.000.000.000.000.000 adet amino asiti dikkatle organize ederek, yapılandırılmış protein zincirleri oluşturur. Bu her gün, her dakika, her saniye gerçekleşir. Bizim ve diğer her şeyin dokusunu teşkil eden bu doku sürekli olarak ve inanılmaz bir hızda yeniden örülmektedir.

Hayatın, kozmik bir baleyi andıran akışı şaşırtıcı derecede dinamiktir. Ama hayatın sunduğu mucize sadece bu yoğun hareketlilikle sınırlı değildir. Hayatın sunduğu mucize, en derinlikli ifadesini bu hareketliliği yönlendiren bilginin kapsamında ve bu bilginin diğer bütün doğa yasalarından niteliksel anlamda farklı olduğu gerçeğinde bulur. (Devamını Oku)

Dünya Hayatı

Yazan: Emre Dorman

Kur’an ayetleri tarih boyunca gönderilen tüm peygamberlerin ortak tebliğ konusu olan dünya hayatının geçiciliği ve kalıcı hayatın ahiret olduğu gerçeğini eşsiz bir biçimde gözler önüne sermekte ve insanları uyarmaktadır. Aynı zamanda insanların dünya hayatının sahip olduğu geçici süs ve eğlencelere olan tutkusunu çok nezih bir biçimde ifade etmekte ve örneklendirmektedir. Allah, daha doğumumuzdan itibaren bizlere lütfetmiş olduğu sayısız nimet ve imkan içinde tüm bu nimetlerin şükrünü gereğince yerine getirmemizi ve Yüceliğine yaraşır kullar olmamızı murad etmekte ancak nefsine yenik düşen insanoğlu her fırsatta Rabbinin uyarılarına sırt çevirmektedir. Dünya hayatının geçici nimetlerine dalan ve ömrünü bunlar ile oyalanarak geçiren insan, gelmesinde hiç kuşku bulunmayan hesap gününde tüm bu gerçekler ile yüz yüze gelecek ve şahit oldukları karşısında duyduğu pişmanlıkları ona hiçbir yarar sağlamayacaktır. Oysaki Allah Lütfunun ve Rahmetinin bir neticesi olarak her dönemde elçiler göndermek suretiyle kullarını uyarmakta ve bu gaflet uykusundan uyanmalarını istemektedir. İnsan ise peşinen aldığı nimetlerin şımarıklığı ve doymazlığı içinde kendisini yaratana nankörlükte ısrar etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ilgili konu hakkında geçen ayetlerin bir kısmı şu şekildedir. (Devamını Oku)

« Önceki Sayfa