Allah, Evren ve İnsan Üzerine

Hayat Kaynağımız Güneş

sun.jpg

Yazan: Taşkın Tuna

Bulutsuz berrak bir gecede gökyüzüne bakarsanız, semayı bir baştan bir başa saran titrek ve bulanık bir kuşak görürsünüz. Bu kuşağa Samanyolu adı verilir. Samanyolu’nun İngilizce karşılığı süt yolu (Milky Way) dir. Astronomi dilinde ise bu kuşağa Galaksi derler. Galaksi, yıldız topluluğu demektir. Güneşimiz de bir yıldızdır. Yıldızlar, kendiliğinden çevreye ısı ve ışık yayarlar. Oysa gezegenler, güneşten aldıkları ışığı yansıtan bir ayna gibidirler. Merkür, Venüs ve Dünya birer gezegen (planet) olduklarından onlara güneş (yıldız) diyemeyiz.

Bilimciler, Galaksi içinde bizim Güneşimiz gibi 200 milyar güneşin var olduğunu söylüyorlar. Güneş Sistemimiz, galaksi içinde merkezden biraz uzakta, 25.000 ışık yılı ötede kıyıya yakın bir bölgede yerini alır. Dünyamızın da bu galaksi içinde bulunduğunu ve teleskopla içerden galaksimizi gözlediğimizi ve her gün yeni yeni bilgiler elde ettiğimizi ifade edebiliriz.

Çıplak gözle öteki galaksileri göremeyiz. Evrende bizim Galaksimiz gibi 100 milyar daha galaksinin mevcut olduğunu söyleyen uzmanlara göre, bizim Galaksimize en yakın olanı Andremode ismini alır ve bizden sadece 2.5 milyon ışık yılı ötede yer alır. (Bir ışık yılı, ışığın bir yıl boyunca gittiği yoldur ve 9.5 trilyon km dir. 9.5x 1012 km). (Devamını Oku)

Toprak ve Sudan Yaratılma

kalsiyum-demir.jpg

İnsanı çamurdan oluşan bir özden yarattık. 23 Müminun Suresi 12

Sizi topraktan yaratması O’nun delillerindendir… 30 Rum Suresi 20

O yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır. Ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır. 32 Secde Suresi 7

Ve O sudan bir insan yarattı ve ona soy sop verdi. Efendin her şeye gücü yetendir. 25 Furkan Suresi 54

Kuran, insan yaratılırken kullanılan ham maddelerin toprak ve su olduğunu ortaya koymaktadır. Kuran, bazen bu ham maddeleri ayrı ayrı vurgulamakta, bazen de insanın çamurdan yaratıldığını söyleyip toprak ve suyun bileşiminden insanın yaratıldığını açıklamaktadır.

İnsanın topraktan yaratılması üzerine çok spekülasyonlar yapılmıştır. Biyoloji ve kimya gibi bilimlerin ilerlemesiyle; hem toprağın, hem de insan vücudunun analitik incelemesi yapıldı. Bu incelemeler sonucunda insan vücudunun içerdiği maddeler ile toprağın içerdiği maddelerin tamamen aynı olduğu anlaşıldı. Bu maddeler alüminyum, demir, kalsiyum, oksijen, silikon, sodyum, potasyum, magnezyum, hidrojen, klor, iyot, manganez, kurşun, fosfor, bakır, gümüş, karbon, çinko, kükürt ve azottur. Amerika’daki bir kimya bürosunun yaptığı analize göre insan vücudunun %65′i oksijen, %18′i karbon, %10′u hidrojen, %3′ü azot, %1.5′u kalsiyum, %1′i fosfor, geri kalanı da diğer elementlerdir. Yaratılış denilen Allah’ın muhteşem sanatı işte bu cansız, şuursuz atomları belli bir şekilde birleştirip insanı meydana getirmektedir. Bu maddeler sırf ham madde olarak çok düşük değerlere alıcı bulmaktadır. Oranlarını verdiğimiz temel maddelerin New York Borsasındaki değeri 4.5 Dolar’dır. Evet, tam tamına 4.5 Dolar. İşte insanın temel malzemesinin fiyatı. Allah 4.5 Dolar’lık malzemeden insan mucizesini yaratmaktadır. Görülüyor ki beceri, bu 4.5 Dolar’lık malzemede değildir. Bütün övgü, bu ham maddeleri de, bu ham maddelerden insanı da yaratan Allah’adır. (Devamını Oku)

Bir Yağmur Damlasının Hikayesi

Yazan: Taşkın Tuna

Gökyüzünden bir damla yağmur düşmesi için önce yoğunlaşma dediğimiz hadisenin gerçekleşmesi gerekir. Ve gökyüzünde küçücük, gözle görülmeyecek kadar küçücük katı parçacıklar olmazsa, su buharı yoğunlaşamaz… Yoğunlaşma demek, hava içindeki su buharının su damlacıkları haline geçmesi demektir. Bu katı parçacıklara ‘yoğunlaşma çekirdekleri’ adı verilir. İşte, hava içindeki su buharı, ancak bu çekirdeklerin üzerinde yoğunlaşabiliyorlar. Yoğunlaşma çekirdekleri olmazsa su buharı yoğunlaşamıyor, dolayısıyla ’su’ haline, yani ‘bulut damlası’ haline geçemiyor.
Peki bu ‘yoğunlaşma çekirdekleri’ nasıl şeyler?

Onlar katı, küçücük parçacıklar, toz ve tuz partikülleri, rüzgârlarla çöllerden savrulan minnacık kum tanecikleri, yanardağlardan fışkıran ve üst seviyelere kadar yükselen küçük volkanik tozlar, meteor (göktaşları) sağanakları sırasında atmosfere giren dev kütlelerin ufalarak incecik hale gelen parçaları ve nihayet tuzlu okyanuslardan havaya karışan ve sonra rüzgârlarla atmosferin yüksek tabakalarına kadar taşınan tuz tanecikleridir. (Devamını Oku)

Yüz Soruda, Kainat ve İnsan

Yazan: Ümit Şimşek

Önce kâinata bakalım. Yıldızlar. Galaksiler. Nebulalar. Yıldız kümeleri. Galaksi kümeleri. Kuasarlar. Beyaz cüceler. Kırmızı devler. Nötron yıldızları. Siyah delikler. Novalar. Süpernovalar. Eksi 270 ile artı milyarlar arasında değişen sıcaklıklar. Işık hızıyla milyarlarca sene alan uzaklıklar. Uzay. Zaman.

Nedir bütün bunlar? Nereden gelir, niçin gelir, nereye giderler? Niçin bu kadar büyük kâinat? Niçin ışıl ışıl yıldızlar? Bu kadar büyük ve bu kadar güzel birşey anlamsız olabilir mi? (Devamını Oku)

Evrendeki Tasarıma 40 Örnek

Evrendeki tasarıma dair birçok veri o kadar yenidir ki geniş kitlelerin bunlardan haberi yoktur. Bu verilerin adedi ise inanılmaz boyuttadır. Listede verilen örnekler Dünya’mızdaki canlılığın oluşabilmesi için olmazsa olmaz şartlardan sadece 40 tanesidir. En çok örneğin verilebileceği biyoloji alanı ile ilgili örnekler listede yeralmamaktadır:

1) Evreni meydana getiren patlama biraz daha şiddetli olsaydı, evrendeki tüm madde dağılırdı; eğer patlama biraz daha yavaş olsaydı, bütün madde hemen kapanacaktı. Her iki durumda da ne galaksiler, ne yıldızlar, ne dünyamız, ne de canlılar oluşurdu. Patlamanın galaksileri, yıldızları, Dünya’mızı ve canlıları oluşturacak şekilde olmasının olasılığı havaya atılan bir kurşun kalemin sivri ucu üstünde durması kadar bile değildir.

2) Big Bang’in patlama anında eğer daha fazla madde olsaydı evren hemen kapanacaktı. Eğer patlama anında madde daha az olsaydı patlama galaksileri oluşturmadan maddeyi dağıtabilirdi. Görülüyor ki Big Bang, hem şiddeti, hem madde oranı, hem de bunların birbirine göre düzenlenmesiyle bilinçli bir tasarımın ürünüdür.

3) Big Bang’in başlangıcının çok yüksek sıcaklıkta olması sayesinde atom-altı dünyadaki oluşumlar gerçekleşmiştir. Böylece de galaksilerden canlılara kadar olan süreç mümkün olmuştur.

4) Evrenin başlangıçtaki homojen yapısı da galaksilerin oluşmasının bir şartıdır. Başlangıç homojenliğindeki ufak bir azalma galaksilerin oluşmasına izin vermeyecek ve tüm maddenin karadeliklere dönüşmesi sonucunu doğuracaktı. O zaman da biz var olamayacaktık.

5) Evrende entropi sürekli artmaktadır. Bu ise evrendeki başlangıç anında çok düşük entropili bir başlangıcın olması gerektiği anlamını taşır. Bu olasılığın gerçekleşmesi imkansızdır. Roger Penrose düşük entropili bu başlangıcın gerçekleşme ihtimalini 10 üzeri 10 üzeri 123′te 1 olarak hesaplamıştır. (Devamını Oku)

Evrendeki Mükemmel Tasarım Karşısında Bilim Adamlarının İtirafları

the-cosmos-2.jpg

Yazan: Emre Dorman

Bilim bizi, gördüğümüz her şeyin doğal açıklamasına yönlendirir mi? 19. yüzyıl boyunca, bilimin bu yönde gittiği izlenimi vardı. Fakat 20. ve 21. yüzyılın bilimi bizi tekrar tasarım inanışına yönlendirmektedir. Bu, bilimsel açıklamanın eksikliğinden değil bilimsel açıklamanın bizi getirdiği noktadan kaynaklanmaktadır. Son zamanlarda tasarım düşüncesini destekleyen delillerden dolayı pek çok bilim adamı, Allah’a inanmaya başlamıştır. Jim Holt bu konuda şunları söylemektedir: Bundan birkaç ay önce Nature dergisinde gördüğüm bir araştırma, Amerikalı fizikçi, biyolojist ve matematikçilerin % 40′ının Tanrı’ya inandığını ortaya koymuştur. Bunlar hem de bir metafiziksel soyut Tanrı’ya değil, bizim işlerimizle yakından ilgilenen ve dualarımızı duyan, İbrâhim, İshak ve Yakub’un Tanrısı’na inanmaktadır.

Fiziksel sâbitelerin uyum derecesi o kadar hassas bir kritere bağlıdır ki, agnostik bir takım ünlü bilim adamları bunun arkasında doğaüstü bir plan veya aracının olduğu sonucuna varmışlardır. (Devamını Oku)

« Önceki Sayfa